Bab'Aziz Replikleri (2005)

Mobil uygulamamızı indirin!

Türkçe:
İngilizce:
Kitapp sözleri için kitapp uygulamamızı indirin;

Allah’a ulaşmak için yaradılmışlar adedince yollar vardır.

Evlâdım, bir damla suyla tatmin olmak için uğraşacağına Kendini O’nun nehirine bırakmalısın.

Canınla süpür, cananının eşiğini. Ancak o zaman gerçek âşık olursun.

İman sahibi asla kaybolmaz benim küçük meleğim. Mutmain bir nefs, asla yolunu kaybetmez.

Zaman seviniyor İkimiz birleştiğimizde. Sen ve ben, iki farklı beden, tek ruh!

Herkes, kendine verilen en değerli armağanı yolu bulmak için kullanır.

Bu dünyada herkesin yerine getirmesi gereken bir görev vardır. Bunu unutmadığın müddetçe, Gerisi o kadar da mühim değil.
Fakat bunun haricinde Her şeyi hatılarsan, Hiçbirşey bilmiyor gibisindir.

Ana rahmindeki bebekler Kâinatın tüm esrarına vakıftır. Lakin bebeğin vuslatından hemen önce, Bir melek gelip, parmağını
bebeğin dudaklarının üstüne kor, Binaenaleyh, bebek her şeyi unutur. Kaybolan o sırların bir hatırâtı olarak,
O sabîlerden, senin gibi bazıları, Çenelerinden ‘Melek İzi’ ile işaretlenirler.

Bana hikayeni anlat evladım. Bu gönlünü ferahlatacaktır.

Sefalet, şeytanın oyuncağıydı.

Herkesin cenneti, diğerininkinden farklıdır.

Çıldırdığına hükmettiğimiz her insan, ille de çılgın ya da meczûb değildir…

Ruhlar raks ediyor, vecde geliyorlar. Kulağına fısıldayacağım, rakslarının onları götürdüğü yeri…

Dolunaya bürünmüş yüzüyle, ceylân: Ona sakın yaklaşmayın diye uyardı bizi zaman.
Ah, yolladık ona, ne mektuplar İnkâr edemediği anlamlarla doluydular. Bir ‘sır’ bilerek sakladığımız da neydi?
‘Yazılmış’ olandan da mı ilerdeydi? Büyük okyanus, tutkunun hatırâtı, Parlayıp tutuşan ateşin nârı,
Yeni gün, ki ona karşı duran, Odur geçmiş aşklar denizinde kalan…

Bu dünyadaki insanlar bir mum alevinin önündeki üç pervane gibidirler. İlki aleve yaklaşır ve şöyle der:
Ben aşkı biliyorum. İkincisinin kanatları yaklaşarak aleve değdi ve o dedi: ben aşkın ateşinin nasıl yaktığını bilirim.
Üçüncüsü kendini hiç tereddüt etmeden ateşin kalbine attı ve ateş onu eritti. Yalnızca o bildi: Gerçek aşk nedir.

– Hasan, Seni bekliyordum.
+ Beni mi bekliyordun?
– İntikalime tanık olman için.
+ Neden ben? Ben ölümden çok korkarım
– Muhakkak. Eğer bebeğe zifiri karanlıkta Anne karnında şöyle denseydi: “Dışarıda ışığın dünyası var,
Yüksek dağları, Muntazam denizleri, Engebeli düzlükleri, Çiçek açan muhteşem bahçeleri, nehirleri,
Yıldızlarla dolu seması Ve parlayan güneşiyle Ve sen tüm bu ihtişama rağmen, Burada karanlıklar arasındasın… ”
Doğmamış sabî, Bu ihtişam hakkında hiçbirşey bilmez, Ve hiçbirine inanmazdı. Tıpkı bizim ölümle karşılaşmamız gibi.
Bunun içindir ki, korkuyoruz.
+ Fakat ölümün içinde nur olamaz, Çünkü o her şeyin sonudur.
– Bidâyeti olmayan şeyin, Nihâyeti nasıl olur? Hasan, evladım, Zifaf gecemde mahzun durma.
+ Zifaf gecen mi?
– Evet, ebediyet ile nikâh gecem. Vakit geldi. Şimdi beni yalnız bırak. Sonra vücudumu kumla örtmek için dön…

İlgili Bağlantılar:

IMDb
Sinemalar
Ekşisözlük

Sevebilirsin...