51. Altın Portakal Festivali’nde Kiyarüstemi’den Sansür Açıklaması

Mobil uygulamamızı indirin!

Türkçe:
İngilizce:
Kitapp sözleri için kitapp uygulamamızı indirin;

kiarostami_masterclassi_ayakta_izlendi_h9503
Haber: Mekam

Antalya Altın Portakal Film Festivali’nden Onur Ödülü almak için gelen Abbas Kiarostami, Antalya Film Forum kapsamında kendi adına düzenlenen masterclassta yerli ve yabancı sinemaseverlerle bir araya geldi. Masterclass öncesinde Kiarostami’nin 2006 yılında çektiği 30 dakikalık “The Roads of Kiarostami” kısa filmi gösterildi. Ardından Alin Taşçıyan’ın moderatörlüğü ve Faysal Soysal’ın tercümanlığı ile gerçekleşen masterclassta Kiarostami Türk sinemacılara büyük bir ders verdi…

Sorularla şekillenen masterclassta Kiarostami, genel anlamda sinemasının temel özelliklerini ortaya koydu. Özellikle filmlerindeki “yolda olma hali” ile “zaman mefhumu” üzerine konuşan Kiarostami, bu mefhumların Doğu kültüründe önemli olduğunu belirtti: “Hepimiz bir yolu tercih ederiz, ama bu tercih gerçekten bizim midir, yoksa başkalarının bizim için seçtiği tercihler midir, ona bakmak gerek.” Kiarostami ayrıca filmlerini neden farklı coğrafyalarda yaptığı üzerine açıklamalarda bulundu. Dilini ve kültürünü bilmediği ülkelerde film çekmesinin, farklı kültürlere ve dillere rağmen insanlık dertlerinin aynı olduğunu göstermek amacı taşıdığını belirtti. “Benim için her film bir tecrübedir” diyen ünlü sanatçı artık yolda olma duygusunu öğrendiğini vurgulayarak, köklerini bilen ve kanıksayan insanın başka coğrafyalarda yaptığı işlerle kendini geliştirebileceğini belirtti. Alin Taşçıyan’ın sorduğu “Sizin için kimlik nedir?” sorusuna ise; “Kimlik, yönetmektir. Benim İran pasaportum var. Ama yönetmen olarak bununla yetinemem. Eğer kimlik ve sınırlar bu kadar önemli olsaydı, bugün burada konuşamazdık….Bize televizyonlarda insanların kültürlerinin, dillerinin ve dinlerinin farklı olduğu, hatta bazılarının düşman olduğu söylendi. Ama tecrübeyle gördüm ki kültürlerimiz çok farklı değil.” şeklinde cevap verdi.

Kiarostami’den Sansüre İlginç Yanıt

Kiarostami’ye izleyicilerden sansür ile ilgili sorular da yöneltildi. Kiarostami, filmlerinin ülkesinde sansürlenmediğini, sadece filmlerinin gösterilmediğini, bunun edebiyatını yapanların ise sadece ünlenmek isteyen kişiler olduğunu belirtti: “Ben, filmi makaslanıp da sonra bunun mağdur edebiyatını yaparak ünlenen yönetmenlerden değilim.” diyen sanatçı ayrıca yönetmenlerin zeki ve yaratıcı olmaları gerektiğini ve itiraz yöntemlerinin farklı olması gerektiğini belirtti. “Bu tarz hesaplarla film yapanlar mı otorite yoksa iktidarın kendi mi otorite bunlar konuşulmalı” diyen Kiarostami, İran’da sansür konusunda yaşadığı deneyimlere de değindi. Ülkesinde baskı ve korkutma rejiminden beslenen ve ona göre film yapan, hatta dünyaya kendini böyle tanıtan kısacası mağdur edebiyatı yapan yönetmenlerin olduğunu; buna karşın iyi , samimi ve umut dolu filmlerin mutlaka seyirciyle buluşması gerektiğini vurguladı. İyi filmin film kutusuna sığmayacağını, ondaki ruhun mutlaka açığa çıkacağını söyleyen Kiarostami, kendi ülkesinde “özellikle” sansüre uğradık diyerek film yapıp uluslararası festivallerde boy gösteren sinemacıların İran sinemasına büyük zarar verdiğini söyledi. “Sansür de olsa insanlara ulaşmak için öyle bir yöntem bulmalısınız ki, filmleriniz kutularda kalmasın, seyirciye ulaşsın.” dedi. Sansür konusundaki ısrarlı sorularına devam eden izleyicinin bu tavrı karşısında, “otoriteye karşı bir film yapacaksın ve yine de kabul görecek, bu durumda onlar mı otorite yoksa siz misiniz bunu bilmek lazım” dedi. Sinemanın geleceğinden umutlu olduğunu belirten büyük usta ayakta alkışlanarak uğurlandı.

Sevebilirsin...